İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Kayıp Şehir’i çekici kılan ne?

kayipsehirAylardır yayınlanan ve bir kez olsun oturup izlemediğim diziyle birkaç gün önce tanışıp adeta dizinin neden müptelası olduğum üzerine bir şeyler yazmak istedim.

Bu dizinin ben böylesine neden çektiği ile ilgili olarak en ufak bir bilgim bile yok. Normal bir izleyici olmadığımın da farkındayım. İzlediğim yerli dizi olarak sadece Avrupa Yakası (7. Tekrar) ve Yalan Dünya’yı baz alırsak…

Kayıp Şehir’le (KŞ) tanışmam ancak 24.bölümle yani yayınlanan son bölümle oldu. İnternet üzerinden izlediğim son bölüm beraberinde 15.bölümü getirdi. Baktım olmayacak ilk bölümden itibaren diziyi izlemeye başladım ve 2 gün içerisinde de ilk 11 bölümü izledim.

İzlediğim her bölüm diziyi daha çok merak etmeme (yayından kaldıranlara öfke beslememe) sebep olurken bu dizide beni böylesine çeken ne olduğunu düşünmeye başladım.

Bu merakı maalesef cevaplandıramadım. Müziği mi, kurgusu mu yoksa senaristlerinden birisinin Yıldırım Türker olması mı?

Dizinin kabaca hikâyesi; Trabzon’dan İstanbul’a Tarlabaşı’na göçen bir aile ve o aileyi bir arada tutmak için çırpınan anne ve başlarından geçen oldukça dramatik olaylar. Böyle bir dizide -olmazsa olmaz- Ajitasyon olması gerekirken bana göre Ajitasyonun hiç kullanılmaması dizinin gerçekçiliğini gösteriyor. Seyirciyi biraz daha ağlatalım, reytingler tavan yapsın yaklaşımı yok. Haliyle dizi bu yönüyle bile cesur. Dizide beni en rahatsız eden saçma sapan çakma laz şivesi. Ahmet Mekin’i çakma ve iğrenç laz şive dublajıyla izlemek oldukça kulak tırmandırıcı. “Uşşağiiummmm” diye bir kelimeyi Ahmet Mekin’li sahnelerde maalesef bol bol duyuyoruz. Trabzon’da yoldan geçen bir adama dublaj yaptırılsaydı eminim çok daha başarılı bir iş ortaya çıkardı.

Dizinin daha ilk bölümünde Meryem ve İrfan’ın hırsızlık yapmasını hala çözümleyememiş olsam da diziye en ufak kötü eleştiriyi kaldıramıyorum. Cidden o sahnelere ne gerek vardı?

Dizinin annesi Meryem karakteri dillere destan bir performans sergiliyor kuşkusuz. Ama biraz abartı buluyorum Meryem’in yaptıklarını. Aile içindeki huzursuzluğun kaynağı olarak kuluçkadan henüz kalkmış tavuğun gösterdiği hırçınlığa sahip Meryem’i görüyorum bazen.  Aileyi bir arada tutayım derken aslında ailenin temellerini oyuyordu da.

 

Gökçe Bahadır’ın hayat verdiği hayat kadını Aysel dizinin en önemli karakterlerinden. Gökçe Bahadır meslek hayatının rolünü oynuyor bana göre. Bu kadar başarılı bu kadar gerçekçi o rolü kimse oynayamazdı.

Dizide sırıtan olmamış diyebileceğim sadece Ahmet Mekin. Ahmet Mekin’de keşke başka bir dublajla çıksaydı seyirci karşısına. Eminim o bile memnun değildir bu dublajdan.

Neyse…

Dizi bitiyor. Galiba son 3 bölümle yayın hayatına veda edecek. Yetersiz reytinglere kurban edilecek. Show TV’ye geçeceği söylentileri etrafta dolaşsa da dizinin önemli karakterlerinin başka bir diziye geçtiği net olan bir şey.

Yeni transferlerle dizi Show TV’ye geçse bile Show TV’de de uzun ömürlü olacağını da hiç sanmıyorum. Zira Show TV’nin de çalışanlarına bile maaş ödeyemediği gerçeği var ortada…

3 Yorum

  1. elvanmuhammed şimşek elvanmuhammed şimşek Mart 16, 2013

    Bende bu diziyi izliyorum arada bazi bölümleri kacirsamda bir sonrakini izledigimde tekrar konuyu yakaliyorum bende bu diziyi neden izliyorum bilmiyorum:) Ve bu dizi hakkinda yazdiklarin cok guzel sayin haQQo… ve bu dizinin anne rolü daha önce Hülya avşara teklif edilmiş ve oda kabul etmemis.

    • haQQo haQQo Yazar | Mart 16, 2013

      Hülya Avşar’ın kabul etmemesine çok sevindim 🙂

  2. elvanmuhammed şimşek elvanmuhammed şimşek Mart 19, 2013

    Ben cede kabul etmemesi iyi olmuş 🙂

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir