İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Hafta sonu 5ledim

21 sularında News’ten bir arkadaş geldi. Pizza söyledikten sonra raftan film seçmeye koyulduk. İkimizde izlemediğimiz için “kan dökülecek” filminde karar kıldık. Ama şans eseri Odamda yazdırdığım medyalar bazen salon’daki pc’de oynamıyor. İşte tamda buna denk gelen bir durumdu.

  • Kalpazanlar
    Baktık işin içinden çıkılmayacak başka bir film seçtik. Hürriyet Film Kulübü’nden edindiğim güzel filmlerden biri olan “Kalpazanlar”da karar kıldık. İyi bir seçimdi. Kalpazan’lar 2008 En İyi Yabancı Film Oscar’ınıda alan bir film. Gerçek bir olaydan aktarılan film Nazi dönemindeki bir kampta geçen olayları anlatıyor. İngiliz ekonomisine darbe vurmak için sahte sterlin basılıyor. Basılan parayı duysanız kulağınız uçuklar.

Dünyanın en iyi kalpazanı bir Yahudi ve iş başında basılıyor. Tutuklanıyor ve sonrasında kamp. Onu dışarıda tutuklayan kişi terfi alarak kampın komutanı oluyor. Ve sivilde tutukladığı dünyanın en ünlü kalpazanıyla bir araya geliyor. Kampta bir ekip kuruluyor ve önce sterlin sonra pasaport, sahte kimlik ve tabi ardından dolar basılıyor.
Salomon Sorowitsch’i oynayan Avusturyalı Karl Markovics tam anlamıyla döktürüyor. Gerçi bütün ekip çok iyi bir performans sergiliyor. Haklarını vermek lazım. İzlemediyseniz mutlaka izlenecekler arasına dahil edin.
( Kadro için : http://www.sinemazzi.net/nedir.php?q=the+counterfeiters)

  • Başkalarının Hayatı
    Kalpazanlar’dan sonra yine bir Alman filmini tesadüf eseri seçmemiz ilginç oldu. Almanya’nın 2 parça olduğu, Doğu Almanya’da komünistlerin halkı inim inim inlettiği (komünistlerden başka ne beklenebilir ki zaten? ) tüm vatandaşlarına potansiyel hain gözüyle baktığı bir dönem. Sosyalist Birlik Partisi D.Almanya’da korku imparatorluğu kurmuş ve devamını sağlamak içinde elinden geleni yapıyor. Tüm entelektüel kesimi parmağında oynatıyor ve bu oynamaya karşı çıkanlar bir şekilde oyun dışı bırakılıyor.
    Şişman komünist bakan Hempf, Almanların ünlü oyun yazarı Georg Dreyman’ın kız arkadaşına göz koyar. Sadece göz koymakla da kalmıyor. Bir şekilde tehditlerle kızı yatağa atmayı beceriyor. Defalarca…
    Tabi kız bedenini veriyor ama ruhunu asla vermiyor. Ruhunuda almak isteyen şişman komünist Bakan, Kızın sevgilisi Georg Dreyman’ın göztlemesi için ülkenin en iyi sorgulama uzamanı Gerd Wiesler’e görev veriyor. Gerd Wiesler işinde çok başarılı biri. Ve tam bir “Yoldaş.” İşin ilginç yanı gözetlemek zorunda olduğu kişi de sadık bir “Yoldaş.”
    Georg Dreyman’ın evinin her köşesine dinleme cihazları yerleştiriliyor. Hem de her köşesine. Georg Dreyman’ın apartmanının en üst katınıda dinle üssüne çeviriyorlar.
    Eve gelenler ve gidenler, tüm sohbetler kayıt altına alınıyor.
    “Yoldaş” olan Georg Dreyman’ın en sevdiği arkadaşı intihar eder. İntihar eden arkadaşı yıllarca komünistlerle iş birliği yapmış daha sonra aydınlanma dönemine giren ve eski günlerine lanet eden bir entelektüeldir.
    Bu intihar Georg Dreyman’ı çok derinden etkiler. Ve biraz bakınca fark eder ki D.Almanya’da ciddi şekilde intihar vakaları yaşanmaktadır. Bu durumu başka bir arkadaşının tavsiyesiyle Batı Almanya’da yayın yapan Der Spiegel’e haber yapar. Haber yapma işi hiçte kolay değildir. Bu makaleyi D.Almanya’dan B.Almanya’ya geçirmek kolay bir iş değildir. Eğer bu makale sınırda herhangi bir kişinin üzerinde ele geçirilse ciddi problemler doğacaktır.
    Yakalanmasını da bir kenara bırakırsak kimin taktilosundan çıktığı bile belli olacaktır. Zira Sosyalist Birlik Partisi tüm yazarların taktilolarının harf karakterlerini bile tesbit etmiş ve bu makaleyi yazan kişiyi hemen bulabilir.
    Haliyle yeni bir daktilo ve bu daktiloyu saklayacak bir yer…
    Georg Dreyman kendisinin dinlenmediğinden gözetlenmediğinden o kadar emin ki…
    Georg Dreyman’ın evini 24 saat dinleyen Gerd Wiesler dost mu düşman mı?
    Sıkı bir “Yoldaş” olan Gerd Wiesler yine kendi gibi (?) “Yoldaş” olan (?) Georg Dreyman’ın 24 saat boyunca dinlediği hayatından ne şekilde etkilecek.
    Der Spiegel’de yayınlanan makale D.Almanya’yı nasıl karıştıracak?
    2007’de en iyi yabancı film Oscar’ını da alan Başkalarının Hayatı akıcı tarzıyla raflarda üst sıralarda kendine yer edinmeyi başarıyor.
    (Filmin Kadrosu: http://www.sinemazzi.net/nedir.php?&q=the+lives+of+others)
  • Kolpaçino
    Pazar gününe de 4 film sıkıştırabildim. Aslında 3 film. Daha da işin aslını söylemek gerekirse 3,5 film.
    Kesinlikle izlemeyeceğimi ilan ettiğim “Nefes” filmini playere taktığımda ve filmi yarılamaya az kaldığında fark ettim ki ben filmi devam ettiremeyeceğim. Filmi kaldıramadım. Daha bundan birkaç ay önce askerdeydim ve filmdeki gibi koşullarda da askerlik yapmadım. Ama zordu askerlik. Filmdeki koşullarda çok daha zordu.
    Nefes çok farklıydı.
    Filmi tek başıma bitiremeyeceğime karar verdim. Pausladım. Nefes’i baştan alıp birkaç kişiyle izlenilebilecek filmler arasına dahil ettim.
    Belki o zaman daha tarafsız bir yazı yazabilirim.
    Nefes’in bohem havasından uzaklaşma adına yeni aldığım Kolpaçino filmini playere taktım.
    Ben Şafak Sezer’i Cem Yılmaz’ın da üstünde görürüm. Hatta Tosuncuk’tan daha çok güldürür beni. Şafak Sezer gerçekten iyi bir oyuncudur.
    Kolpaçino sinemalarda iyi bir sayıya ulaşamadı. Haliyle çokta ses getiremedi. Kırmızıya boyanmış saçları, peltekleştirilmiş dili umursamaz tavırları Şafak Sezer’i çok daha eğlenceli hala getirmiş.
    Kolpaçino’yu ben Türk sinemasının ilk kara komedisi olarak görüyorum. Filmdeki olaylar komik. Ama oyuncular “şebelek” modda değiller. Hepsi gerçek. Hepsi hayatın içinden.
    Filmin bazı sahnelerinde o kadar çok güldüm ki gözümden yaşlar döküldü. Son zamanlarda tek başıma bu kadar kahkaha attığımı hatırlamıyorum.
    (Filmin Kadrosu: http://www.sinemazzi.net/nedir.php?&q=kolpaçino )
  • Kadri’nin Götürdüğü Yere Git
    Cem Özer’in yapımcılığını yaptığı BOK’tan bir film. Şafak Sezer’in harcandığı zavallı ötesi bir film. Zavallı bile az kalır bu filme. Kof ve gereksiz.
    Filmin çekimlerinde de bir sürü sorun çıkmış ve Cem Özer’le Şafak Sezer’in kavgaları basına yansımıştı.
    Şunu söyleyeyim sadece; Şafak Sezer elinde bir hemoroid kremiyle Alp Kırşan’a geliyor ve ben ulaşamıyorum şunu götüme sürsene diyor. Dünyada götüne ulaşamayan insan var mıdır. Yada götünün yolunu bilmeyen kaç kişi vardır?
    Yani bu komik mi? Bu salaklıkla komik olunacağını mı sanmış bu filmi yapanlar. Yazık lan size! (Filmin Kadrosu: http://www.sinemazzi.net/nedir.php?q=kadrinin+götürdüğü+yere+git )
  • Kanalizasyon
    Okan Bayülgen’e rağmen izlenilebilecek bir film. Medya dünyasına ciddi taşlamalar var. Bir anlamda Okan Bayulgen’in “Medya Arkası” gibi bir şey olmuş. Okan Bayülgen’in oyunculuğunu hiçbir zaman sevmemişimdir. Gerçi Okan Bayülgen’in hiçbir şeyini sevmem. Oyunculuğu çok daha kötü. Saçma sapan bir oyunculukla maalesef filmde başrolde. Daha önceki paradilerindeki karakterler gibi. Konuşması duruşu. Vasatın altına bir oyunculuk. Ülkemizdeki medya dünyasına ağır taşlamaların yer aldığı film dediğim gibi Okan Bayülgen’e rağmen izlenilmeyi hak ediyor.
    (Filmin Kadrosu: http://www.sinemazzi.net/nedir.php?&q=kanalizasyon)

İlk yorum yapan siz olun

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir